Gelişen teknoloji ve “kullan-at” kültürünün yaygınlaştığı günümüzde, unutulmaya yüz tutmuş zanaatları yaşatan nadir ustalardan biri olan Dursun Yıldız, İstanbul’daki küçük dükkanında zamana direniyor. Kendisini “şemsiye doktoru”, dükkanını ise “şemsiye hastanesi” olarak tanımlayan Dursun Usta, onlarca yıldır bozulan, kırılan ve işlevini yitiren şemsiyelere yeniden hayat veriyor.
“Bunlar Benim Hastalarım” Dursun Yıldız’ın dükkanına girdiğinizde sizi binlerce şemsiye parçası ve titiz bir çalışma karşılıyor. Mesleğine olan aşkını her fırsatta dile getiren emektar usta, dükkanına getirilen her şemsiyeye bir “hasta” titizliğiyle yaklaşıyor. “İnsanlar nasıl hastaneye gidip iyileşiyorsa, bu şemsiyeler de buraya iyileşmeye geliyor,” diyen Yıldız, en karmaşık mekanizmaları bile büyük bir sabırla onarıyor.
Tüketim Çılgınlığına Karşı Bir Zanaat Direnişi Haberde dikkat çeken en önemli noktalardan biri, Dursun Usta’nın piyasadaki ucuz ve kalitesiz şemsiyelere karşı verdiği mücadele. Günümüzde insanların bozulan şemsiyelerini tamir ettirmek yerine çöpe atmayı tercih etmesinden dert yanan usta, kaliteli bir şemsiyenin doğru bakımla bir ömür boyu kullanılabileceğini vurguluyor.
Mesleğin Son Temsilcilerinden Gençlerin bu tür zanaatlara ilgi göstermemesinden üzüntü duyan Dursun Yıldız, mesleğini devredecek birilerini bulmanın zorluğuna değiniyor. Elindeki pense ve tellerle adeta bir cerrah gibi çalışan usta, sadece bir eşyayı tamir etmekle kalmıyor, aynı zamanda kaybolan bir değerin son temsilciliğini üstleniyor.
Dursun Yıldız’ın hikayesi, emeğin ve sabrın her türlü seri üretimden daha kıymetli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Şemsiye Hastanesi, yağmurlu günlerin kurtarıcılarını iyileştirmeye ve bir zanaatın son ışığını canlı tutmaya devam ediyor.

0 Yorum